Title:

Subject: Anadolu Rönasansı, Türk Romanında Karnaval - Alper AKÇAM | Resmi Web Sayfası - KAR ROMANI “DIŞARIDAN” MI GELDİ? *

Date: 12.12.24

<aside> 💡 Key Points:

Write it after the class

</aside>

<aside> ✏️ Notes:

Main lecture notes

‘Senin gibi aydınlar ise ne istediklerini hiç bilmedikleri için beni hasta ediyorlar. Demokrasi diyorsunuz, sonra şeriatçılarla işbirliği yapıyorsunuz. İnsan hakları diyorsunuz, terörist katillerin pazarlıklarını yürütüyorsunuz... Avrupa diyorsunuz, Batı düşmanı İslamcılara yağ çekiyorsunuz... Feminizm dersiniz, kadınların başlarını örten erkekleri desteklersiniz. Kendi fikrinle, vicdanınla davranmıyorsun da, burada bir Avrupalı nasıl davranırdı onun gibi yapayım diyorsun!’”

  1. Millet Tiyatrosu’nda 40’lı yıllardan kalma bir oyunun yeniden sahnelendiği tiyatro oyunu: “Vatan Yahut Çarşaf”.
  2. Z. Demirkol ve Sunay Zaim’in başını çektikleri askeri darbe,
  3. Şair Ka’nın Avrupa’daki hayali Alman gazeteci arkadaşına götüreceği Karslı muhalifler bildiri toplantısı, bir ateist kürt bir eski komunist bir de siyasal islamcı
  4. Türbancı kızların önderi Kadife’nin sevgilisi İslamcı militan Lacivert’in hayatı karşılığı başını açmaya zorlandığı ikinci tiyatro oyunu (Kyd’in İspanyol Trajedi’sinden uyarlanmış “Kars’ta Trajedi”). Sunay burada kendini vurdurtuyor silahla zaten gazetelere 1 gün öncesinden veriyor bu haberi, planlı intihar ama cinayet gibi gözüküyor vs

Romanda Orhan Pamuk’un önceki yapıtlarında başarıyla kullanılmış çoksesli biçemin önemli öğeleri olan gülmece ve parodi zaman zaman kendini gösterirse de romanın tümüne etkili olacak güçte değildir. Ka’nın 243. Sayfasındaki anlatıcı tarafından alıntılanmış iç konuşmasında görülen diyalojik yapı tekil söylem cılız bir epizod olarak sırıtmaktadır: “Ka İpek’in babasıyla konuşurken kendisine de bir şeyler söylediğini, aslında odadaki herkes gibi hep çift anlamlı konuştuğunu, bakışlarını kimi zaman kaçırıp kimi zaman yoğunlaştırmasının da bu iki anlamı vurgulamaya yönelik olduğunu hissetti. Kars’ta –Necip dışında- karşılaştığı herkesin içgüdüsel bir ahenkle çift anlamlı konuştuğunu (bu saptama genelde Karslılar için doğru olabilir ama roman için ne yazık ki geçerli değil –bizim notumuz-) çok daha sonra fark edecek, bunun yoksullukla mı, korkularla mı, yalnızlıkla mı, hayatın yalınlığıyla mı ilgili olduğunu soracaktı kendine. ‘Babacığım gitmeyin,’ derken İpek’in kendisini kışkırttığını (Turgut Bey gidince Ka İpek’le sevişebilecektir – bizim notumuz-), Kadife’nin ise bildiriden ve babasına bağlılıktan söz ederken aslında Lacivert’e bağlılığını dile getirdiğini görüyordu Ka” (s. 243).

"Siyasi İslamcılık üzerine yazmak istiyordum. Bu işi bir romancı olarak yaptım. İslamcılar elbette ki düşmandırlar, tehlikeli kişilerdir. Ama ben bir yazarım, bunu insani açıdan ele almak, onları yaşadıkları biçimiyle anlatmak istiyordum”


Said'in temel iddialarından biri, Batı'nın Doğu'yu kendi kültürel, politik ve ideolojik üstünlüğünü meşrulaştırmak için inşa ettiği "öteki" bir imge üzerinden anlamlandırmasıdır. Bu bağlamda, Batı'nın Doğu'yu temsilleri genellikle gerçeği değil, kendi algılarını ve önyargılarını yansıtır.

Metnin Gerçeklikle İlişkisi Kar romanındaki Kars anlatısının gerçekliği yansıtıp yansıtmadığı sorgulanmaktadır. Said'in Orientalism'deki görüşü, Batı'nın Doğu hakkındaki yazılı metinlerinin, çoğu zaman birebir gerçekliği yansıtmak yerine, Batı'nın kendi ihtiyaç ve algıları doğrultusunda bir "Doğu" inşa ettiğini ifade eder. Bu bağlamda, metnin "yaşananı yansıtmayacağı" fikri, Said'in bu argümanıyla paraleldir.

Batılı Bir Bakış Açısının Egemenliği Kars'ın gerçeklerini bilmeyen okuyucuların Kar romanını referans alarak bu şehri ve dolayısıyla Türkiye'yi anlamaya çalıştığını ima etmektedir. Bu durum, Said'in "Doğu'nun Batı'dan yazılmış metinler durumuna geldiği" saptamasını doğrular niteliktedir. Metin, gerçek Kars deneyimini değil, yazarın kurgusal bir bakış açısını sunar. Bu tür temsiller, Doğu'yu bir "öteki" olarak yeniden üretir.

Doğu'nun Metin Üzerinden İnşası Paragraftaki bir diğer vurgu, bir romanın (edebi bir metnin), Kars gerçeğini bilenlerden çok daha fazla kişi tarafından okunmasıdır. Bu durum, Said’in "metinlerin gerçekliğin yerini aldığı" görüşünü destekler. Kar romanı, bireylerin Kars hakkında bir algı oluşturmasına katkıda bulunurken, gerçekte yaşanan deneyimler arka plana itilmekte ve metin, "Kars gerçeği"ni temsil eden bir sembol haline gelmektedir.

İktidar ve Temsil Sorunu Said'e göre, Doğu hakkındaki Batılı metinler, Doğu üzerinde bir tür sembolik iktidar kurar. Kar romanı bağlamında, bir yazarın kişisel veya kurmaca bakış açısının, bir şehrin ya da kültürün gerçekliğinden daha fazla yankı uyandırması, bu sembolik iktidar ilişkisini çağrıştırır. Roman, Kars'ı dünya kamuoyunda tanıtırken, aynı zamanda bu temsili sınırlı ve tekil bir bakış açısına indirger.

Sonuç Paragrafta ifade edilen endişe, Edward Said'in Orientalism kavramı üzerinden değerlendirildiğinde oldukça anlamlı bir boyut kazanır. Kar romanı, bir kentin ya da toplumun gerçekliğini değil, yazarın belirli bir perspektiften sunduğu temsili aktarır. Bu temsil, Said'in eleştirdiği gibi, Doğu'yu "Batı'dan yazılmış bir metin" haline getirir ve gerçeğin yerini alma potansiyeli taşır. Bu bağlamda, paragraf, bir edebi eserin Orientalist bir bakış açısıyla inşa edilen temsillerin gücünü nasıl taşıyabileceğine dair önemli bir tartışma sunar.

Write it during the class

</aside>

<aside> 📎 Summary:

A brief summary and conclusion about the notes/lecture

Kars ve Nişantaşı: Karın Alegorisi


Dublörler ve İkilikler


Sanat, Politika ve Performans


Dini Fundamentalizm ve Siyasal İslam


Kadınlar, İntihar ve Performatif Eylemler


Post-Modern ve Politik Roman